Beslenmede Yeni Akım: Raw Food

Raw Food

Beslenme şeklinden çok bir yaşam felsefesi haline gelmiş olan raw food (çiğ beslenme), ısıl veya kimyasal bir işlem görmemiş, doğal ve tamamen çiğ olan besinlerin tüketilmesi ile gerçekleştirilir. Sebze, meyve, kuru baklagil ve yağlı tohumların temelinde olduğu bu beslenme çeşidi son zamanlarda bir akım halini almış olsa dahi eski yıllardan beri uygulanan bir yöntemdir.

Eski tarihlere bakıldığında bireylerde hastalıklardan korunma ve daha dirençli, sağlıklı bir vücuda kavuşma aracı olarak çiğ sebze ve meyvelerin tüketildiği görülürken, günümüzde de aynı sebeplere ek olarak iklim değişikliğinin engellenmesi, doğal yaşamın sürdürülmesi ve ekonomik imkanların eşlik etmesi bireyleri çiğ beslenmeye yönelten sebepler arasındadır.

Çiğ turp salatası görseli.

Üç farklı şekilde uygulanabilen çiğ beslenmede ısıl işlem görmüş her türlü besinlerden uzak durulurken rafine şeker içeren, ilave tuz eklenmiş, doymamış yağ asitlerinden zengin olan gıdaların ve kahve, çay, alkol gibi içeceklerin tüketimi de kısıtlanmalıdır.

Çiğ beslenme yalnızca bitkisel gıdaların çiğ şekilde tüketilmesi ile gerçekleştirilebilirken, bazı bireylerde bitkisel gıdaların yanında çiğ yumurta ve işlenmemiş süt ürünleri, bazı bireylerde ise çiğ et gibi hayvansal gıdaların tüketilmesi ile de gerçekleştirilebilir.

Isıtma veya pişirme işlemi ile besinlerin zarar gördüğü ve vitamin, mineral kayıplarının olduğu düşüncesi ile çiğ besinlerin tercih edildiği bu beslenme şeklinde özellikle demir, kalsiyum, B12 vitamini ve protein gibi besin ögelerinde eksiklik görülür. Makro besin ögelerinden biri olan proteinin karşılanması için özellikle kuru baklagil tüketimine önem verilirken, bu besinlerin tüketilmesinde ıslatma ve filizlendirme gibi işlemler uygulanır. Kalsiyum ve demir minerallerinin karşılanması için ise özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, susam badem, ceviz gibi yağlı tohumlar tüketilmelidir.

Bu beslenme şeklinde, gıdaların herhangi bir besin değeri kaybına uğramaksızın yüksek verimlilik ile tüketilmesi, sindirim sisteminin düzenlenmesi, lif ve antioksidan içeren besinlerin yeterli miktarlarda alınması, ödem ve toksik maddelerin vücut dışına atılması gibi sağlık üzerinde birçok olumlu etkisi bulunmaktadır.

Olumlu etkilerinin yanında çiğ beslenmenin konu alındığı birçok çalışmada uzun sürelerde tercih edilmesinin bireylerde çeşitli sağlık problemleri oluşturabileceği ve bu problemlerin özellikle okzalat ve mikotoksinlerin fazlalığından kaynaklanabileceği belirtilmektedir. Özellikle domates, ıspanak, pancar, pazı, fındık, fıstık gibi ürünlerin fazla miktarda tüketilmesi ile idrardaki oranı artarak, böbrek taşı oluşumunu tetikleyen okzalatların, çiğ sebzelerin pişirilmesi ile besinlerdeki oranının azaldığı bilinmektedir.

Sert besinlerin çiğ şekilde çiğnenmesi ve asitli gıdaların fazla miktarda tüketilmesine bağlı olarak diş minerallerinde aşınma oluşması da çiğ beslenmenin diğer bir olumsuz yönleri arasındadır. Aynı zamanda sebze ve meyvelerin çiğ şekilde fazla miktarda tüketilmeleri ağır metallerin vücuda yüksek oranlarda alınmasına sebep olmaktadır. American Dietetic Association gelişme geriliğine neden olabileceğinden dolayı çiğ beslenmeyi bebek ve çocuklara önermemektedir.

Özetle kısa vadede antioksidan içeriği yüksek olan besinlerin tüketilmesi ile sağlık üzerinde olumlu bir etki oluşturan çiğ beslenme, uzun vadede uygulanmasında vitamin ve mineral eksikliklerine bağlı olarak bireylerde özellikle osteoporoz ve anemi gibi sağlık sorunlarının gelişmesine sebep olmaktadır. Aynı zamanda sebze ve meyvelerin içerisindeki ağır metal birikiminin fazla olduğu göz ardı edilmemesi gereken bir konudur. Bu nedenle çiğ beslenme, yetişkin bireylerde beslenme ve diyet uzmanı tarafından kontrollü bir şekilde belirlenen süreçlerde uygulanmalıdır.

Dyt. Sena Çetin

Kapat

Potamya

Mezopotamya'dan Potamya | Türkiye

Kapat

Sepet (0)

Sepet is empty Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Potamya

Mezopotamya'dan Potamya | Türkiye





150₺ üzeri siparişlerinizde kargo ve bez çanta hediye