G7 Zirvesi’nde İklimle İlgili Alınan Kararlar Yeterli Mi?

G7 Zirvesi 2021

11 Haziran 2021 tarihinde başlayan ve 3 gün süren G7 Zirvesi İngiltere’nin güneybatısında bulunan Cornwall’da gerçekleşti. Dünyanın en gelişmiş 7 ülkesinin liderlerinin bir araya geldiği G7 Zirvesinde yer alan ülkeler: ABD, Kanada, Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa ve Japonya. G7 Zirvesi toplantılarında genellikle Avrupa Birliği’nden temsilciler de yer alırken bu yıl ayrıca zirveye Güney Kore, Hindistan ve Avustralya da davet edildi.

G7 ülkelerinden yetkililer yıl boyunca toplantılar yaparak gündemdeki konular hakkında ortak açıklamalar yapar ve anlaşmalar imzalanır. Zirvede yapılan görüşmelerde ise küresel çapta gerçekleşen o dönemki ana konular hakkında da görüş alışverişi yapılır.

Bu yıl zirvenin ana konusu 2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi olmakla birlikte ticaret ve iklim değişikliği konuları da ana başlık altında yer aldı. 11-13 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen zirvenin ardından G7 liderleri, 25 sayfalık bir sonuç bildirgesi yayımladı.

Sonuç Bildirgesinde Neler Var?

G7 liderleri ana gündem maddesi olan coronavirus pandemisi nedeniyle hayatlarını kaybedenleri anarak ve pandemide mücadelede en ön saflarda yer alan sağlık çalışanlarını saygıyla selamlayarak bildirgeyi duyurdular. Üzerinde anlaşılan konular ise şu şekilde:

  • Mümkün olduğu kadar çok insana, mümkün olduğunca çok sayıda güvenli aşıyı, mümkün olduğunca çabuk ulaştırıp tüm dünyayı aşılamak için hemen başlayacak olan yoğun bir uluslararası çabayı sürdürerek pandemiyi sona erdirmek ve geleceğe hazırlanmak.
  • Pandemi sırasında uygulamaya konulan 12 trilyon dolarlık desteğe dayanan kurtarma planları geliştirilerek ekonomileri canlandırmak.
  • Yeniden düzenlenmiş bir ticaret sistemi içinde daha özgür, daha adil ticareti, daha dirençli bir küresel ekonomiyi ve daha adil bir küresel vergi sistemini savunarak gelecek için refahı güvence altına almak.
  • İstihdam yaratan, karbon emisyonlarını azaltan ve küresel sıcaklıklardaki artışı 1,5 derece ile sınırlamayı amaçlayan yeşil bir devrimi destekleyerek gezegenimizi korumak. 2025’e kadar iklim finansmanını artırıp iyileştirerek 2030 yılına kadar kara ve okyanuslarımızın en az yüzde 30’unu korumak ve muhafaza etmek. 2030’a kadar olan yirmi yılda toplam karbon emisyonlarını yarıya, 2050’ye kadar sıfıra indirmek.
  • Dünyanın her yerinden toplumlarla olan ortaklıkları güçlendirmek. Temiz ve yeşil bir büyüme girişimi de dahil olmak üzere altyapı yatırımına yaklaşımda adım adım bir değişiklik yaparak dünya için daha iyisini inşa etmek için yeni bir ortaklık geliştirmek. Toplam 100 milyar dolarlık küresel hedefe ulaşmak için en çok ihtiyacı olan ülkelere Uluslararası Para Fonu’ndan sağlanan desteğin büyütülmesi de dahil olmak üzere mevcut ortaklığın Afrika ile yeni bir anlaşma için derinleştirmek.
  • Sürekli değişen bir dünyada başarı için kalıcı bir temel olarak değerleri benimsemek. En büyük soruları yanıtlamak ve en büyük zorlukların üstesinden gelmek için demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin, hukukun üstünlüğünün ve insan haklarına saygının gücünden yararlanmak.

İklimle İlgili Alınan Kararlar

Toplam 70 maddeden oluşan bildirgenin 37 ile 43’üncü maddeleri “İklim ve Çevre” başlığı altında yer alıyor. Toplam 7 maddeden oluşan iklim ve çevre konularında alınan kararlar ise şöyle:

  • Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 15. Taraflar Konferansı (CBD COP15), 26. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (UNFCCC COP26) ve BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın on beşinci oturumu öncesinde (CCD COP15), sera gazı emisyonlarını azaltma ve 1,5°C küresel ısınma eşiğini ulaşılabilir tutma çabalarını hızlandırmayı, insanları iklim değişikliğinin etkilerinden korumak için adaptasyonu ve direnci güçlendirmeyi, biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı ve tersine çevirmeyi, finansmanı harekete geçirmeyi taahhüt ediyoruz. Bu hedeflere ulaşmak için Dirençliliğe Yarış (Race to Resilience) ve Sıfıra Yarış (Race to Zero) kampanyaları da dahil olmak üzere bilime dayalı hedefler aracılığıyla küresel iklim ve biyolojik çeşitlilik hedefine yönelik iş dünyası, sivil toplum ve bölgesel komiteleri memnuniyetle karşılıyor ve teşvik ediyoruz. Korunmasız toplulukların, yeterince temsil edilmeyen grupların aktif rolünü ve katılımını birlikte memnuniyetle karşılıyoruz ve iklim ve çevre sektöründe cinsiyet eşitliği de dahil olmak üzere eşitliğin sağlanması için çalışacağız. Enerji sektöründe cinsiyet eşitliği için 30’a Eşit (Equal by 30) kampanyasını ilerletmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
  • G7 üyeleri olarak, Paris Anlaşması’na ve buna bağlı ulusal politikalara uluslararası işbirliği yoluyla, bu anlaşmanın uygulanmasını güçlendirmeye ve hızlandırmaya olan bağlılığımızı yeniden teyit ediyoruz. Bu amaçla, bu on yılda atılacak adımların önemini kabul ederek mümkün olan en kısa sürede ve en geç 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşmak için iddialı ve hızlandırılmış çabaları topluca taahhüt ediyoruz. Bu hedef doğrultusunda, her birimiz 2030 hedeflerini artırmayı taahhüt ettik ve henüz yapılmamışsa bile toplam karbon emisyonlarımızı önceki yıla kıyasla yaklaşık yarı yarıya azaltacak olan 26. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’ndan önce mümkün olan en kısa sürede ulusal olarak belirlenmiş katkıları sunmayı taahhüt ettik.
  • Tüm ülkeleri, özellikle büyük oranda karbon salan ekonomileri, küresel çabanın bir parçası olarak bu hedeflerde bize katılmaya ve Paris Anlaşması kapsamında uygulamada mümkün olan en yüksek çabayı ve şeffaflığı yansıtmaya yönelik taahhütlerini artırmaya çağırıyoruz. OECD’nin Uluslararası İklim Mekanizması Eylem Programı (IPAC) gibi uluslararası girişimleri desteklemenin değerini de not ediyoruz.
  • İnandırıcı olmak için ekonomilerimizin ve toplumlarımızın tüm sektörlerinde hedeflerin somut eylemlerle desteklenmesi gerekir. Uluslararası Enerji Ajansı tarafından sağlanan net yol haritasını dikkate alarak ve en acil şekilde kirletici sektörlere ve faaliyetlere öncelik vererek ilgili politikalarla desteklenen Net Sıfır’a (Net Sıfır: Sıfır karbon emisyonu.) teknoloji odaklı bir geçişe öncülük edeceğiz.
  • İhtiyaç duyulan fonlar ile gerçek finans akışları arasındaki boşluğu kapatmak için finans ve yatırımın, hiç kimseyi geride bırakmayan net sıfır emisyonlu esnek bir geleceği destekleyecek teknolojiler, altyapılar, ekosistemler, işletmeler, işler ve ekonomilere yönelik ölçekte seferber edilmesi ve uyumlu hale getirilmesi gerekir. Bu kamu ve özel, ulusal ve çok taraflı tüm finans kaynaklarının konuşlandırılmasını ve uyumlaştırılmasını içerir. Net sıfır ekonomilere geçişin finansmanının gelişmekte olan ülkeler için yarattığı özel zorlukların farkındayız ve anlamlı ve şeffaf karbondan arındırma çabaları bağlamında bu ortakları desteklemek için ikili ve çok taraflı taahhütlerimizin yanındayız. Anlamlı azaltım eylemleri ve uygulamada şeffaflık bağlamında 2025 yılına kadar kamu ve özel kaynaklardan yılda 100 milyar ABD dolarını ortaklaşa harekete geçirmeye yönelik kolektif gelişmiş ülke hedefini yeniden teyit ediyoruz. Bu amaçla, bu dönem için genel uluslararası kamu iklim finansmanı katkılarımızı artırmayı ve iyileştirmeyi taahhüt ediyor ve diğer gelişmiş ülkeleri bu çabaya katılmaya ve katkılarını artırmaya çağırıyoruz.
  • İklim değişikliğini hafifletirken ve buna uyum sağlarken özellikle gelişmekte olan ülkeleri ve gelişmekte olan pazarları geçişteki fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmalarında desteklemek için bu hedeflere yönelik daha fazla özel sermayeyi harekete geçirmek ve sürmekte olan dönüşümü de destekliyoruz. Net sıfır geçişini desteklemek ve teşvik etmek için gerekli piyasa altyapısını oluşturmayı taahhüt ediyoruz. Yakın zamanda başlatılan Net Sıfır İçin Glasgow Finans Birliği’ni destekliyoruz ve karbon emisyonlarını azaltma taahhütlerinin hızlı ve sağlam bir şekilde yerine getirilmesi için çağrıda bulunuyoruz.
  • Biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliğinin yanı sıra gezegenimiz ve insanlarımız için son derece önemli bir varoluşsal tehdittir. Bu bağlamda, biyoçeşitliliğin azalmasına katkımızı G7 olarak kabul ediyor, yenilenmesinde ve korunmasında üzerimize düşeni yapacağımıza söz veriyoruz. Politik kararlar vermemizde doğa üzerindeki etkinin tam olarak dikkate alınmasını sağlamanın yanı sıra, biyolojik çeşitliliğin ve onu destekleyen doğal ortamların kaybının gidişatını tersine çevirmede dünyayı destekleme sorumluluğumuzun farkındayız.
  • 2030 yılına kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurma ve tersine çevirme küresel misyonunu desteklemek için bu yıl Kunming’deki Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 15. Taraflar Konferansı ve 26. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’nda doğa için güçlü sonuçları desteklemek ve BM Genel Kurulu 2020’nin 75. oturumunda başlatılan Liderlerin Doğa Sözü’nü dikkate alarak, G7 liderleri olarak 2030 Doğa Sözleşmesi’ni kabul ediyoruz.

G7 Zirvesi’nde İklimle İlgili Alınan Kararlar Yeterli Mi?

2021’in iklim değişikliği için önemli bir yıl olmasıyla birlikte G7 ülkeleri, 1,5°C küresel ısınma hedefini ulaşılabilir tutmak için Paris Anlaşması’na olan bağlılıklarını yinelediler.

Liderleri, insanları iklim değişikliğinin etkilerinden korumak için adaptasyonu ve dayanıklılığı güçlendirerek, biyolojik çeşitlilik kaybını durdurarak ve tersine çevirerek, finansmanı harekete geçirerek ve inovasyondan yararlanarak sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarını hızlandırmayı taahhüt ettiler. Çevreci gruplar ve aktivistler tarafında oluşan genel kanı, liderlerin acilen uygulamaya geçirilmesi gereken eylemler olmasına rağmen hala uzun vadeli planlar üzerine odaklandıkları yönünde. Denizlerin ve okyanusların plastik atıklarla dolup taştığı, çeşitliliğin giderek yok olduğu, su kaynaklarının tükenme noktasına geldiği, iklim değişikliğinin görmezden gelinemeyecek seviyelere geldiği dünyamızda, küresel ısınmayı 1,5°C’nin üzerine çıkarmamak olan hedef noktamızı kaçırmak üzere olduğumuz bir zaman dilimindeyiz. Liderler ise 2030 ve 2050 yılı hedefleri gibi uzun vadeli planlarıyla üzerlerine düşen sorumluluktan adeta kaçıyorlar.

ActionAid International iklim politikası koordinatörü Teresa Anderson, G7 Zirvesi’nde iklimle ilgili alınan kararları “3. dünya ülkelerinin iklim finansmanı konusunda boş söylemlerden daha fazlasına ihtiyacı var. G7’nin bir önceki yılda 100 milyar dolarlık hedefi yeniden teyit etmesi, krizin aciliyetine ve ölçeğine hitap etmeye yakın değil. İklim finansmanı söz konusu olduğunda, boş söylemler faturaları ödemeyecek veya iklim felaketini önlemek için gereken eylemi sağlamayacak.” diyerek yorumladı.

İklim Eylem Ağı direktörü Catherine Pettengell, liderlerin iklim değişikliğinin önemini kabul etmeleri cesaret verici olduğunu, ancak sözlerinin fosil yakıt geliştirmek için sağlanan maddi desteğin kesilmesi, yeni petrol ve gaz sahaları arama gibi projelere yatırımın sona erdirilmesine ilişkin belirli eylemlerle desteklenmesi gerektiğini, Climate Action International’ın yönetici direktörü Tasneem Essop, zengin ülkelerin masaya yeni ve ek finansman koymaları gerektiğini söyledi.

Greenpeace Uluslararası Direktörü Jennifer Morgan ise alınan kararları şu sözlerle eleştirdi: “G7, zengin ve gelişmekte olan ülkeler arasında güven eksikliği nedeniyle başarılı bir 26. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı için bizi hazırlamayı başaramadı. Bizi iklimin acil durumundan çıkarmak için, G7’nin fosil yakıtları hızla kullanımdan kaldıracak net planlar ve adil bir geçişle tüm yeni fosil yakıt gelişimini derhal durdurma taahhütleri sunması gerekiyordu. Son teslim tarihlerine sahip net ulusal uygulama nerede ve en savunmasız ülkeler için iklim finansmanına bu kadar acilen nerede ihtiyaç var? Kara ve denizlerimizin en az %30’unu korumaya yönelik kaynaklı bir plan eksik, ancak acilen ihtiyaç var. Doğa koruma, bu on yıl içinde yerel yönetimlerle ve yerel halklarla ortaklaşa gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde pandemiler, iklim felaketi zemininde kabus gibi bir norm haline gelir.”

İnci Beyza Yürekli

Kaynak 1

Kaynak 2

Kaynak 3

Kaynak 4

Kaynak 5

Kapat

Potamya

Mezopotamya'dan Potamya | Türkiye

Kapat

Sepet (0)

Sepet is empty Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Potamya

Mezopotamya'dan Potamya | Türkiye





150₺ üzeri siparişlerinizde kargo ve bez çanta hediye